Pluviofil
Küçüklüğümden beri kar yağışını çok severim. Benim bilime olan ilgimi başlatan şeydir o beyaz taneler. Kar yağışı olduğunda 3 katlı müstakil evimizin (fareli ev de diyebiliriz) garip konumlu balkonundan hep sokak lambasına bakar, hızını öyle anlardım. Bazen öyle olurdu ki, tek kar tanesi görmek için dakikalarca bekler; vızıldayan sinekler ve uçuşan toz taneleriyle karıştırırdım karları. Kar yağarken açan Güneş'ten nefret eder, sanırım benim gibi o esnada açan Güneş'ten nefret edenler tarafından uydurulmuş Güneş kar topluyor yalanına sığınırdım. Belki bununla beraber gelen bir kapalı hava sevdam var. Çoğu kişide görülmüş olmalı ki bunun da pluviofil diye kapsayıcı bir terimi uydurulmuş. Güneş'siz hayat olmadığını iyi bilenlerdenim. Önüne bulut da geçse, arza düşen meteorun havaya kaldırdığı tozlar birkaç on yıl engel de olsa, volkanik püskürmeler üstünü kaplamaya da çalışsa yıldızımız 4 küsur milyar senedir tepemizde ve fırsatını bulduğu an ısıtıp ışıtıyor bizi. Bu hikayed...