Kayıtlar

Pluviofil

Küçüklüğümden beri kar yağışını çok severim. Benim bilime olan ilgimi başlatan şeydir o beyaz taneler. Kar yağışı olduğunda 3 katlı müstakil evimizin (fareli ev de diyebiliriz) garip konumlu balkonundan hep sokak lambasına bakar, hızını öyle anlardım. Bazen öyle olurdu ki, tek kar tanesi görmek için dakikalarca bekler; vızıldayan sinekler ve uçuşan toz taneleriyle karıştırırdım karları. Kar yağarken açan Güneş'ten nefret eder, sanırım benim gibi o esnada açan Güneş'ten nefret edenler tarafından uydurulmuş Güneş kar topluyor yalanına sığınırdım. Belki bununla beraber gelen bir kapalı hava sevdam var. Çoğu kişide görülmüş olmalı ki bunun da pluviofil diye kapsayıcı bir terimi uydurulmuş.  Güneş'siz hayat olmadığını iyi bilenlerdenim. Önüne bulut da geçse, arza düşen meteorun havaya kaldırdığı tozlar birkaç on yıl engel de olsa, volkanik püskürmeler üstünü kaplamaya da çalışsa yıldızımız 4 küsur milyar senedir tepemizde ve fırsatını bulduğu an ısıtıp ışıtıyor bizi.  Bu hikayed...

Sakinleştik

Uzun süredir yazmıyorum. 1 seneden fazla olmuş. Genel olarak kavgalarımızda hiddetlenen, sakinleştiğimizde de sönen bir hevesim var bu yazma konusunda. Kavgalarımızda hiddetlenmesinin sebebi belki de onun için bir şeyler yapma ihtiyacından kaynaklanıyor. Bu zamana kadar çok şey yaptığımı düşünsem de aramızdaki sevgiye, aşka veya güzel saydığımız herhangi duyguya yönelik yaptığım şeylerin sayısı çok az. Günün sonunda sevilene sevdiğini söylemekten başka şeyler de yapmak lazım geldiğinden dolaıyı yazıyorum. Geçmiş senelerde birbirimiz için çok önemli miydik bilmiyorum. Elbette birbirimiz için önemli olduğumuz çok an olmuştur ama bunu genele yayma konusunda problemler yaşadığımızı düşünüyorum. Birkaç gün telefon ile konuşmadan geçirdiğimiz zaman bizim için normaldi. Bunun böyle olması gerektiğini savunuyordum hatta çevreme. Bizim değişkenimiz ya da döngümüz aslında kavgalarımızla başladı. Kavgalarımız bir yandan bizim tutkalımız oldu. Tam bilmiyorum ama son 3 senedir buluşmalarımızın da t...

1

 Kaç sene evvel kurduğum bir bloğa bugün yazıyorum. Aralıklarla yazarım diye düşünüyorum. Songül'le ilgili hiç böyle bir şey yapacağım aklıma da gelmezdi ama oluyormuş işte.  Hayatın çok fazla sorgulanacak noktası olmasına rağmen bunu pek sorgulamayacağım. Yaşadıklarımızı, yaşayacağımızı düşündüklerimizi -yani hayallerimizi- yazar, anlatacak bir şey kalmadığında da susarım diye düşünüyorum. Böylesine bir şeyi 6 senedir yapıyor olmam gerekirdi ama o hevesi hiç hissetmedim. Bittikten sonra bir anlamı var mı... derin kuşkularım var. Benim için de bir uğraş olur.  Diğer yazıda görüşmek dileğiyle. Sevgiyle.